X


TARİHE ÖVGÜNÜN EN GÜZEL ÖRNEKLERİNDEN: AKROPOL MÜZESİ

image banner

Akropol Müzesi web sitesi’nden alınmıştır.
Akropol’e tırmanmak Atina ziyaretinin bir numaralı gereği. Tarihin içinde kaybolmuş yürürken bir an için kafanızı kaldırdığınızda karşılaştığınız manzara olağanüstü: Atina kenti ayaklarınızın altında.

Tapınağın Güneydoğu çeperinde ise sadece 300 metre uzaklıkta Akropol Müzesi yer alıyor.

Müzenin en önemli mimari özelliği, en üst katının Parthenon Tapınağı’na paralel olarak hizalanmış olması. Ve olduğunuz yerden, yani Akropol’den, bu özelliği rahatça görebilirsiniz. Bu kat, bina ekseninden 23 derece çevrilerek yerleştirilmiş ve tamamen Parthenon’a ayırılmış.

34 yıllık uzun bir süreçten sonra 2000 yılında müze tasarımı için 4. ve nihai bir yarışma daha yapılmış ve İsviçreli mimar Bernard Tchumi’nin projesi seçilmiş. Yerel mimar Michalis Photiadis’in de ortak olduğu proje 2009 Haziran’ında tamamlanmış. Mekanlardaki doğal ışık kullanımı, sergi alanlarının tasarımı, binanın Akropol gibi etkili bir yapıyla olan mütevazı uyumu jüriyi tatmin etmiş.

Fotoğraf: Meryem Bursalı
Müze, 14.000 metrekareden fazla sergi alanı ile 3 ayrı katmandan oluşuyor. Taban, orta ve üst kat olarak tanımlanan katmanlar, sergilenen eserler, sergileme yöntemleri ve malzeme seçimleri birbirlerinden farklı. Buna rağmen akıp giden bir sergi düzeni hakim. Akropol’ün tüm evreleri kronolojik sırayla anlatılmış ve bu evreler arasında yumuşak bir geçiş sağlanmış. Bu geçişte, kullanılan malzemelerden camın rolü büyük.

Kullanılan diğer malzemeler, ana strüktürde beton ve metal, sergileme alanlarında ise mermer. Her katın aydınlatmasında özenle kullanılan doğal ışık ise adeta beşinci malzeme gibi. Eserlerin gün ışığındaki gibi görünmeleri için doğal ışığın kullanımı önemli.

Fotoğraf: Meryem Bursalı
Müzeye girerken oldukça büyük bir kazı alanı ile karşılaşıyorsunuz. Müzenin konumu itibariyle süregelen arkeolojik kazılarda ortaya çıkan buluntular oldukları gibi sergilenmiş. Giriş katında müze kafesi, müze mağazası gibi servis alanları da mevcut.

Fotoğraf: Meryem Bursalı
Turnikeleri geçince geniş ve camdan bir rampadan ilerliyorsunuz. Rampanın zemininde ve iki yanında, Akropol’ün yamaçlarındaki buluntular sergilenmiş. Bu da Akropol’e tırmanıyormuş hissi veriyor.

Oldukça yüksek olan tavan da camdan yapılmış ve en üst katta yürüyen insanlar seçilebiliyor.

Fotoğraf: Meryem Bursalı
Rampa bittikten sonra merdivenlerden orta kata çıkılıyor. Bu kat, Arkaik, Klasik ve Genç Antikite dönemi eserleri ile donatılmış. Öyle bir yerleştirme yapılmış ki, önerilen bir rota yok, bir eser diğerinden üstün tutulmamış. Bu da uzmanlar arasında tartışma konusu olmuş.

Fotoğraf: Meryem Bursalı


Fotoğraf: Meryem Bursalı
İlk bakışta gelişigüzel dizilmiş gibi dursa da, heykellerin etrafında dolaşabiliyor ve yakından inceleyebiliyorsunuz. Bu yakın etkileşim, Antik Yunan agorasında heykellerle bir akşam üstü gezintisine çıkmışsınız gibi hissettiriyor. Oturma birimleri de heykellerin kaideleri ile aynı mermerden yapılmış. Böylece, dinlenmek veya bir eseri seyretmek isteyen ziyaretçiler ile eserler arasında yine bir bağ kurulmuş.

Fotoğraf: Meryem Bursalı
Biraz ileride, Erechtheion Tapınağı’nın meşhur 5 Karyatidi, özel bir alanda sergilenmiş. Orijinal konumlarında dizilmiş olan sütunlar aslında 6 tane. Fakat, bir tanesi Londra’daki British Museum’da yer alıyor. Yunan hükümeti, ‘kız kardeşler’ olarak tanımladığı sütunların bir araya getirilmesi için bir kampanya başlatmış. İngiltere’ye karşı hala devam eden bu kampanyanın ismi Bring them back! (Onları geri getirin!) Ve bu girişim sadece 6. Karyatid için değil, Tanrıça Athena için yapılmış olan Parthenon Tapınağı’na ait çok önemli kısımların da geri getirilmesi için.

Fotoğraf: Meryem Bursalı
Müzenin orta katmanında yer alan asma kat, bir nevi mola yeri gibi tasarlanmış. Video gösterimi, okuma odası, müze mağazası ve müze lokantası burada konuşlanmış. Lokantanın Akropol’e doğru uzanan üçgen formlu terasında dinlenmek, okuduklarınızı ve gördüklerinizi özümsemek için birebir.

Fotoğraf: Meryem Bursalı
En üst katta yer alan Parthenon Galerisi, tapınak ile aynı hizada olduğu için, sergilenen eserler ile tapınak arasında ilişki kurmak kolaylaşmış. Çepeçevre camla kuşatılmış olan galeri ziyaretçilere kesintisiz bir Akropol, Parthenon ve Atina seyri sunuyor. Diğer katlardan farklı olarak metal sütunlar göze çarpıyor. Müzenin ana beton duvarları tapınağın frizini sergilemek için kullanılmış. Friz, tapınağı süslediği zamanki gibi birebir konumda yerleştirilmiş. Frizin, British Muesum ve Louvre’da sergilenen eksik kısımları ise alçıdan yapılmış kopyaları ile tamamlanmış.

Fotoğraf: Meryem Bursalı

Fotoğraf: Meryem Bursalı

Fotoğraf: Meryem Bursalı