CİSİM DESIGN... Keyifli bir marka ve ortaklık hikayesi...


MimLoft Tasarımcı Sohbetleri CİSİM DESIGN

Mart 2017

 

 

           CİSİM DESIGN ortakları, Emre Özgüven ve Erdem İşler'i tanımak için kelimelerin peşine düştük...

 

E   V - Şu an evle ilgili araştırma içindeyiz ve çok şey birikti. Kendi evimi yapmayı istiyorum

M  ÜJDE - Yeni bir proje

R  EKABET - Bizim piyasada çok fazla

E  ŞİK - İlk restoran projemizden sonra aştığımız şey

 

Ö  ZGÜVEN - Lazım

Z  EKA - işimizin bir parçası, olması gereken bir şey

Ü  CRA - Köşe

C  ESARET - Elimizde bir tane bile proje yokken Cisim Design’ı kurmamız

O  RTAK - Bir tane!

Ş  İKAYET - Müşteri

K  UŞKU - Alakam yok

U  ZAK - Başarısızlık

N  ÜKTE - Ben

 

 

E  L - İşimin bir parçası

R  ESİM - Hayal edip görmek istediğim şey

D  ENEME - Herşey bir deneme-yanılma

E  MANET - Güven demek

M  ACERA - Adım attığım herşey

 

İ  Ş - Araç bence

Ş  AKA - Hayatın bir parçası ve eğlenmemizi sağlayan bir şey

L  EKE - Problem

E  KİP - Ekip iyiyse önünde hiç bir şey duramaz

R  ÜYA - Hayal edemediğimiz ama bize hayal ettiren, insanın ilginç bir parçası

 

 

 Nedir CİSİM DESIGN'ın hikayesi?

Emre ile üniversite arkadaşıyız. Çok yakın arkadaş değildik ama aynı çizgide, aynı mantıkta çok paylaşımlarımız ve sohbetlerimiz vardı. O temelde bir şey yaptı herhalde. Biz bir noktadan sonra, bir anda işlerimizi bırakıp, bir gün bir restoranda oturup bir şarap içip sohbet edip hadi başlayalım dedik. Ki 2 ayda bir telefonla konuşurduk, öyle her gün görüşen insanlar da değildik. Çok sorgulamadan, mantık aramadan ‘bu işi sevdiğimiz için’ girdik. 

Cisim Design’da tamamen hayata şekil veriyoruz. O şekil de doğayla çok uyumlu olmalı. Doğadaki gördüğümüz her şeyde olan mükemmel uyumu yakalayabiliyorsak doğru bir  şey yapıyoruzdur. Esas çıkışımız doğadan, doğanın uyumundan  esinlenerek kendi uyumumuzu yakalamak. Bunu da şimdiye kadar yakaladığımızı düşünüyorum.  

 

 

 Ortaklığın zor olduğu bir mesleğiniz var. Sizin başarınızdaki sır nedir?

Evet, o yönden biz şanslıydık. Sır değil ama bir uyum var. Aynı frekansta olmak çok önemli, bizim de frekansımız tuttu. Para odaklı bir ofis olmadık hiç. Muhakkak lazım ama bu, ihtiyacın ötesine geçmedi. Biz bence o yüzden anlaşıyoruz. İleriye dönük planlarda da hep aynı kafada olduk. Sorunlar illa ki oluyor ama ciddi boyutlara getirmiyoruz. Bulabileceğimiz en iyi ortakları bulduk biz.

 

 

 Tasarım mı mimarlık mı? Ağır basan taraf var mı? Bu bir arada nasıl gidiyor?

İkisi ayrı değil, bir bence. Fonksiyon kısmını düşünüyorsak başka bir şey ama ikisi bir ilerliyor. Fonksiyonu çözüyorsunuz ve tasarım ardından geliyor. Çok over design şeylere zaten gitmiyoruz. Çok rahatsız ve kullanışsız oluyor... ama ‘design piece’ bir ürün yapmak isteriz tabii ki hayatımızda ama bence ikisi bir.

 

 

 Peki 'derdiniz' nedir ve nereye gidiyorsunuz?

Derdimiz bizim insanlara bir şey vermemiz. Bizim de almamız tabii aynı zamanda... Bir mekan yaptığımızda ilk günü, henüz hiç kimse görmeden biz yaşıyor ve gururlanıyoruz. Bu biz yaptık egosu değil ama o mekanın size ait kalıcı bir eser olması durumu gurur verici. Bunu kimseyle paylaşmak zorunda da değilsiniz. O alışkanlık yapınca gidiyor ve dertlerden biri haline geliyor. Bir de müşteriden aldığımız his, aldığımız briefi işin sonunda kullanıcıda yansımasını görmek tamam biz yapmışız dedirtiyor. Bu dert mi, bir noktada dert işte. İnsanlara daha iyi bir şeye motive etmenin derdindeyiz. İstanbul'un hali belli. Bu İstanbul’da birazcık, ufak pırıltılar insanı mutlu ediyor. Bir şeyler aşılama, başka şeyler tattırma derdimiz var.

 

 

İlham kaynaklarınız ve beslendiğiniz alanlar nelerdir?

Her şey aslında. Doğanın uyumu baz alıyoruz. Araştırmalara başlarken mekanın fonksiyonel kısmını çözüyoruz. Sonra mekanda tasarımsal olarak doğru şey ne onu arıyoruz. Orada oran çok önemli. Her yeri mermer kaplarsınız over design olur, az kullanırsınız kendini göstermez. Dengeyi yakalamaya çalışıyoruz her seferinde. İlham aldığımız şey de hep doğada gördüğümüz uyum ve doğanın bütün hareketliliği.  Malzemelerin kullanım dengesini doğada buluyoruz ama bu bahsettiğim görsel bir resim olarak değil, hissiyat tamamen...

 

 

Projelerinizdeki CİSİM DESIGN imzası nedir?

Mekanlarda çok fazla tekrar yapmamaya çalışıyoruz. Her müşterinin kendine ait bir hissi var, kişiliği ve zevkleri var. Kendi mekanımızı değil müşterilerimizin mekanlarını yapıyoruz. Ve onların istediği şeyi vermeye çalışıyoruz. Biz içine bir çizgi katıyoruz elbette. O çizgiyi kimisi anlıyor, kimisi anlamıyor. Genel olarak bir imzamız yok bence. Bunu çok iyi uygulayan, çok da beğendiğimiz mimarlar var. Ancak biz daha çok, yenilikçi bir duruşla, müşterinin isteklerini, kendi yorumlarımızı da katarak vermeye çalışıyoruz.

 

 

%100 CİSİM DESIGN tasarımı bir projede malzeme seçimleriniz nasıl olurdu?

Biz genel olarak unique şeyler yapmayı seviyoruz. Çok fabrikasyon, standart malzemeleri buluyorsunuz. El işçiliği olan bir cam kullanmak mesela kolay değil, maliyetli de. Bu tarz şeyleri yurtdışında çok yapıyorlar ama burada çok az hatta yok. 

 

Zemin

Çoğunlukla döküm, tek parça görünecek malzeme seviyoruz. Terrazo, epoksi gibi...

 

Duvar

Duvar kağıdı sadece 2 kere kullandık. Bize yapay geliyor. Artificial malzeme kullanma aşamasına geçersek gideceğimiz ilk yer Jab olur. Lake lambriler, beton görünümlü malzemeler kullanıyoruz.

 

Aydınlatma

Kendimiz de deneysel şeyler yapıyoruz ama satın aldığımız markalar da var. %50-50 diyebiliriz oranına. Marka olarak seçimlerimiz genelde Gubi, Hay, Tradition..

 

Mobilya

Sevdiğimiz markalar Hay, Gubi, Normann... Genelde İskandinav markaları seviyoruz. Türk olarak Hamm’ı seviyoruz. Diseno’da sevdiğimiz tüm markaları bulabildiğimiz için çok tercih ediyoruz.direkt aydınlatmalar tercihimiz. Onun haricinde sarkıt aydınlatmalarda sevdiğimiz tasarımcıların aydınlatmalarını kullanmayı severiz. Sınırsız bütçede kendi tasarımlarımızı üretme fırsatı bulabiliriz.

 

CİSİM DESIGN WEB SİTESİ: cisimdesign.com

Video Köşesi




Aşağıdaki hatalar meydana geldi. x