X


image banner

KELİMELERİN PEŞİNDE...

GALIA ARDITI
G izem           Bilinmezlik, aynı zamanda da insanı çeken, merak ettiren
A ile               Çok değerli, çok besleyici, çok sevgi...
L ezzet           Ben bu konuda çok problemliyim ama farklı lezzetleri denemek güzel
İ fade             Kendini doğru ifade etmek öğrenilmesi gereken bir şey
A lkış             Kim sevmez ki…

A nı                 Biriktirdiğimiz güzellikler
R itim              Mimarinin olmazsa olmazı
D enge            Her işte gereken
İ lgi                 İlgi duymak başlamanın ilk adımı
T asarım         Benim için her şey
İ mkan            Keşke daha çok imkan olsa ne iyi olurdu...

BETÜL ENÜSTÜN
B ahane          Dünyalarca
E zber             Sevmediğim tek şey, iki ileri bir geri hızında yapabiliyorum.
T elaş             Son dakikaya kadar bende olmayan şey.
Ü stünlük      Soyadımdan dolayı herkesin benden olmamı beklediği seviye.
                       Elimden geldiğince iyiyimdir ama üstünlük yoktur.
L üzum          Gerekli olan

E ndişe           Çok telaşlanmam ama endişem hep vardır
N ezaket         Olmazsa olmazım.
Ü stat              Saygı duyduğumuz ustalarımız. Biz üstadın anlamını rahmetli  Yalçın Bey
                        ve rahmetli Abdurrahman Bey gibi gerçekten mesleki  anlamda üstat diye
                        nitelenen kişilerden öğrendik.
S ade              Hayatım         
T abiat           
Çerçeve, hayatın çerçevesi  
Ü topya         
Bana çok uzak bir kavram.. Ayaklarım yere hep sağlam basıyor.
N üans           Ara, dokunuş

DAHA İYİSİ NASIL OLUR?
+Mimarlık eğitimi
G.A.
Bize gelen öğrencilere, stajyerlere bir şey öğretmeyi, katkıda bulunmayı çok seviyorum. Kendimi onların yerine koyarak ilgilerini çekecek, hayal güçlerini daha fazla kullanacakları çalışmaları vermeye çalışıyorum,. Hepimiz çizmeyi öğreniyoruz zaten, kaldı ki teknolojinin hızında 5 sene sonra teknik olarak öğrendiklerin yetersiz kalabiliyor. Ama asıl olan öğrenciye nasıl yaratıcı olacağını, yaratıcılığını nasıl kullanacağını, kalıpların dışında nasıl düşüneceğini öğretmek lazım. Bunun yanında bir de genel kültür genelde eksik kalıyor.

 Ben Fransa’da okuduğumdan Türkiye’de eğitimi detaylı bilmiyorum ama mutlaka ilk sene temel sanat ve genel kültür eğitimi olsa da altının doldurulması gerekiyor. Günümüzde öğrenciler daha şanslı çünkü internet sayesinde her türlü bilgiye kolayca ulaşabiliyorlar ama bunda da araştırmayı öğretmek lazım. Ellerinde bize göre çok fazla imkan var ama merak uyandırılmalı. Diğer bir konu da öğretim üyeleri daha çok hayatın içinden mesleği profesyonel olarak yapan kişiler olmalı. İlk sınıflarda olmasa da ilerleyen yıllarda bu çok önemli. Herkesin zorlandığı yer aynı, bir şekilde bir şeyler öğreniyorsunuz ama onu hayata geçirme aşaması en zor konu. Mimarlık eğitiminde mutlaka bu yönü desteklemek öğrencileri çok ileriye götürecektir.

B.E. Ben eğitim yıllarında yapılan stajları çok önemli buluyorum. Staj esnasında edinilen tecrübelerin eğitim boyunca öğrenciye başka bir bakış açısı sağlıyor. İlk staj yapılan yer önemlidir. Genelde meslek hayatın boyunca ilk staj yaptığın ofisteki şartları ve imkanları yakalamaya çalışırsın. İnternet sayesinde her detay a kolay ulaşılabilir olmaları mimarlık öğrencilerinin hayal gücü açısından tembelliğe de sebep oluyor diye düşünüyorum. Bu arada mimari eğitimin daha iyi bir seviyeye ulaşabilmesi için lisede öğrencilerin tercihlerini bilinçli olarak yapmaları gerekmekte. Ayrıca Fakültelerdeki öğretim görevlerinin öğrencilerin ufkunu genişletebilecek, bilgi ve donanıma sahip olmaları gerekmekte.

+Kent
G.A. Günümüzde ciddi bir problem: İstanbul’a baktığınızda göçler ciddi sorunlar getiriyor. Bu şartlar altında da şehir dokusunu korumak gerçekten çok zor. Bir kaç yıl evvel Amsterdam’ın kent planlamasıyla ilgili bir video izlemiştim. Orada görüyorsunuz ki planlama ayağında vatandaşlar, mimarlar, şehir planlamacıları ve belediyede görevli kişiler hep beraber sorunları ele alıyor. Tartışarak, sorarak kararların alındığı bir durumu görüyorsunuz. Bu bizim için ütopik olabilir ama ben şunu anlamakta da zorlanıyorum, yeni yerleşkeler çıkıyor, mesela Kemerburgaz. 15 sene evvel olmayan Kemerburgaz’ı yaratırken planlamanın olmamasını anlayamıyorum. Bu maddiyatla ilgili olmamalı. Bilinç, görgü, bilgi devrede olmazsa olmuyor.

Bir yandan da kargaşanın şehre getirdiği bambaşka bir enerji var. Bence kentlerin daha iyi olabilmesi için doğanın ve insan öğesinin daha çok düşünülmesi gerekiyor ve bunların daha iç içe olduğu çözümler tercih edilmeli.   Teknolojiyle iç içe oldukça doğaya dönüş daha da önem kazanmakta.

B.E. Benim için kent karmaşa içinde kendi düzenini yaratan dokunun ta kendisi demek. Ülke içi ve ülke dışı göçler karşısında sadece ihtiyaca yönelik çözümlerle tamamen karmaşayı yaşıyoruz. Tarihi doku üzerine eklenerek devam eden yeni yerleşim bölgeleri ile ileride daha da karmaşık bir hal alacak olan kentler arasındaki sınırlar da kalmayacak. 

G.A. Bence bu bir süreç aslında. Avrupa’daki kentleşmeye baktığınızda nüfus artışı da kontrollü olduğundan bu kadar büyük bir yapılaşmaya gerek kalmıyor. Büyüme ve olgunlaşma dönemi geçirilmeli, artık mevcut haliyle yaşanır olmamaya başladığında bir çözüm aranmaya başlanacak diye düşünüyorum.

B.E. Hayattan beklentileri farklı olanlar kenti terk edip kırsala geçiyorlar. Kenti kullanan kesim de değişti. Sıkışmışlık hissi kentin her yerinde var. Hayata dahil etmek için yaptıklarımızı yıkıp yeniden yapmaya doğru ilerliyoruz.

+İç mimari
G.A. Öncelikle, iç mimari ile dekorasyon birbirinden ayrışamaz da olsa arasında fark var. Yurtdışında iç mimari yaptıktan sonra bazen bir de dekoratör ile çalışılır. ‘Final touch’ dediğimiz şeydir bu.

Biz yaptığımız her mekanda ışık, mekanın kimliği, yükseklikleri gibi mekanın karakterini oluşturan her detayı görmeye çalışıyoruz.  Her yaptığımız yerde mekanın ruhunu göz önünde tutarak çalışıyoruz. Oran ve ışık her şeyin başı bence.

Daha iyi bir iç mimari için karşındaki insanı iyi dinlemek lazım. Ne istiyor, nasıl istiyor anlamalıyız. İlk başlarda bildiğini uygulamak istiyorsun ama karşındakinin ihtiyaçlarını mekan içine doğru oturtunca, sinerji oluşuyor. O ilişki doğru kurgulanamadığında ruhsuz, bir tarafı olmamış ve müdahale gerektiren işler çıkıyor. İnsanların beklentilerinde kendilerini iyi hissettikleri yer olduğu için yaptığımız mekanların illa kendi imzamızdan çok müşterinin ihtiyaçlarını ve mutluluğunu nasıl verdiğinin önemli olduğunu düşünüyoruz. O nedenle de bizim işlerin her birinde kullanıcının kişiliğini hissedersiniz ve her işimiz birbirinden çok ayrışır fakat hepsinde detay, işçilik, kurgu aynı hassasiyetle ele alınır. Tanrı detayda gizlidir, der Mies Van der Rohe, biz o okuldan geldik. İyi iç mimari fonksiyonların ve detayların iyi kullanıldığı, iskeleti iyi çözdüğünüz ve kişinin kendini iyi hissettiği mekanlar yaratmak demek.

B.E. İyi iç mimarinin kabuğa da yansıdığını düşünüyorum. İç mimari doğruysa o kabukla da örtüşüyor, ayrılamıyor. Binanın güzel olması içinin fonksiyonunun da güzel ve uygun olmasından kaynaklanıyor. Hoşumuza giden tüm binalarda öyledir aslında. Çoğu mimar iç mimariyi düşünmeden planlama yaptığı için sıkıntılar çıkıyor. Kurgu doğruysa içine ne koyarsanız koyun güzel olur kendini gösterir.

+Teknoloji
G.A. Bence hayatı çok kolaylaştırdı. Artık her yerde çalışabiliyoruz, her yerde projeye ulaşabiliyoruz. Bunlar yadsınamayacak kolaylıklar. Müşteriler de hayal ettiklerini çok daha kolay gösterebiliyorlar. Bu artı yönü fakat eksi olarak, teknoloji çok da yanıltıcı olabiliyor. Öyle bir render alınıyor ki öyle bir perspektif yok aslında. Bana sorarsanız bir maketin yerini tutmuyor ama herkes kolayına kaçıyor elbette. Tek başına teknoloji yeterli değil, tasarlamayı, bakmayı bilmezsen bilgisayara ne yükleyeceksin?

B.E.  Bence fazlasının zarar olduğu bir kavram. Teknolojinin kullanımı ile müşteri geldiğinde ben şunu şurada gördüm ve istiyorum diyor. Doğruyu anlatmakta zorlandığımız zamanlar oluyor, görmüş oluyor ama o mekanın boyutu ile kendi mekanlarının konumu, boyutu çok farklı olabiliyor. Teknolojiyi akıllı sistem olarak düşünüyorsak Türkiye için daha zamanı var diye düşünüyorum. Çünkü maliyetler çok yüksek vs. Bence biz daha geçiş aşamasındayız.

+Sürdürülebilirlik
G.A. Çocukların, genç kuşağın bu konuda çok daha bilinçli olduklarını düşünüyorum. Ama yabancı firmalar dışında hiç bir müşterimizi bunu ikna edemiyoruz. Sürdürülebilirlik ilkelerine uygun üretilen halı bile kullanamadık. Ona hiç bir zaman bütçe ayrılamıyor. Daha idealist bakılması lazım ama bence Türkiye’de daha çok yolu var.  Bu nesil için zor yani.

B.E. Bizde olmayan bir kavram, sonuçlandıramadığımız, anlamlandıramadığımız bir kavram. Günümüzde hiç bir şey aynı kalmıyor. Gördüğümüz her şeye sahip olmak istiyoruz ve sahip olduklarımızı da hızla tüketiyoruz. Kurumsal kimlik çalışması söz konusu olan projelerde ise ya kuşak farkından ya da yönetici pozisyonlarındaki kişilerin değişiminden dolayı mimari anlamda da bir sürdürülebilirlikt

DİĞER RÖPORTAJLAR